küresel ısınma ve yangınlar

Küresel Isınma ve Yangınlar

2020’nin henüz bebek adımlarını attığı şu günlerde ciddi bir problemle karşı karşıyayız. Avustralya yanıyor arkadaşlar… Koca bir kıta yanıyor. Bunun sebebi yalnızca hükümetler ya da yerliler değil. Sen, ben, Amerika’daki Sam amca, Moskovalı Sergey… Hepimiz bu işin sorumlularıyız. Bu bölge de sıcaklıklar yüzünden sık sık yangınlar görülmesi doğal karşılanıyordu ancak rekor sıcaklıklar ve uzun süren kuraklıklar yüzünden çıkan yangınların etkisi, 2020 başlangıcında daha da yoğunlaştı. Aylardır devam ediyor ve Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF), tahmini 1.25 milyar hayvanın hayatını kaybettiğini açıkladı.

8 milyon hektar alan, 2 bin ev kül oldu. Bunların telafisi mümkün mü? Evet mümkün. Ancak çok uzun vadede gerçekleşebilir. İstediğiniz kadar ağaç dikin, onlar ihtiyacı olan zamana ve ortama sahip olmadıkça dallanıp budaklanamazlar. Özellikle küresel iklim değişikliklerinin bizi sertçe uyarmaya başlaması da cabası. İnsanlar ormanlarını kaybettikçe, topraklarını da bu savaşta kaybedecek. Bu savaş insanlıkla doğa arasında binlerce yıldır süren savaştır.

İlk ateşi yaktığımız günden bu yana biz insanlar doğadan korktuk. Onu anlayamıyorduk. Kendi anladığımız şekilde yorumladık. Kendimize yerleşim yerleri yapmak için ormanları tahrip etmekten tutun, hayvanları katletmeye kadar birçok kötü olay gerçekleşti. İçten içe suçluluk duygusu yaşadı insan. Bu duygularının önüne geçebilmek için kendini doğadaki her şeyden üstün görmek gibi bir yanılgıya düştü.

Doğa sessiz sakin bekledi. Elinde ne varsa bize verdi. Biz onu tükettikçe o, bizim yaşamamız, hayatta kalmamız için gerekli koşulları sağladı. Bize oksijen verdi. Karbondioksiti temizledi. Toprak, bize yemek verdi. Buzullar, akarsular susuzluğumuzu giderdi. Bir süre sonra doğa bu ihtiyaçlarımızı karşılayamayacak duruma gelecek. Buzullar eriyecek, sular azalacak. İklim değişecek, sıcaklık ve kuraklık artacak. Bunun sonucunda yangınlarda artacak. Azalan ağaçlar sebebiyle erozyona uğrayan topraklarımız hızla verimsizleşecek ve açlık baş gösterecek.

Sibirya Yangınları

Greenpeace, 2019 yaz aylarında Rusya’nın Sibirya bölgesini saran yangınları bu yüzyılın en kötü felaketlerinden biri olarak tanımlamıştı. Yükselen dumanlar o kadar büyüktü ki Avrupa birliği üye ülkelerinin toplam yüzölçümüne eşit olmuştu. Rusya federasyonu hükümeti, en başında doğaya karşı mücadelede geri adım atmış ve müdehale bulunmamıştı. Bir bakıma haklıydılarda. Sibirya’daki yangınlara müdahale etmek pek kolay değildi. Durduramazlardı da. Su alan gemiyi kovalarla boşaltma çabası gibiydi. Hükümet güzel bir açıklama yapmıştı. Elimizden bir şey gelmez, sadece milyonlarca doları da yakmış oluruz demişti.

Amazon Yangınları

Kısa bir zaman önce Dünyanın ciğerleri olan Amazonlar da yanmıştı. Tabi oralarda ah canım orman, ah gülüm orman demiyor kimse. Halk için bu büyüleyici orman sıradan bir orman. İşin içine para kazanma hırsı girince de tabi ki bu ormanlar her yıl insanlar tarafından tahribata uğruyor. Kesilen ağaçların izini silmek içinde o bölgeyi bir güzel yakıyorlar.

Güney Amerika ülkeleri, Amazon yağmur ormanlarında yangınlara karşı birlikte mücadele edeceklerine dair anlaşma imzalamışlardı. Ancak önemli olan yangınlarla mücadele etmek olmamalı. Yangınların oluşmasını engellemek olmalı. Bunu sağlamanın yoluysa her zamanki gibi eğitimden geçiyor. Halkı eğitmek. Tabi ki bu çok kompleks bir durum. Devlet yönetmek kolay bir iş değildir. Her şey birbirine o kadar bağlıdır ki, değişimlerin sonucunu kısa vadede görebilmek çok zordur. Mesela Avusturalya da devam eden yangınların ana sebebi aşırı sıcaklıklar ve kuraklık. Bunların nedeniyse küresel ısınma! Bu yangınları durdurmak için küresel ısınmayla savaşmak gerekir.

Küresel ısınmayı en aza indirgeyebilmek için tüm Dünya halklarının bu konuda bir şeyler yapması gerekir. Olumlu olarak atacağımız her bir adımın bize geri dönüşü belki de 20-30 yıl sonra gerçekleşecek. Herkesin koltuğunu ve kendini düşündüğü şu günlerde kimsenin geleceği düşünmemesinden endişe ediyorum.

Amazon yangınları sırasında Türkiye’de de uzun süren büyük yangınlar olmuştu. Mardin, Çanakkale, Bursa, Balıkesir, Eskişehir ve İzmir’de ormanlarımız yok olmuştu. Bir süre önce İzmir’e ziyaretim sırasında bu afetin etkilerini gözlemlemiştim. Bir zamanlar şehrin gürültüsünden kaçtığımız, piknik yaptığımız o yerler şimdi çıplak bir haldeydi. Daha sonrasında tüm Türkiye çapında, ağaç dikme etkinlikleri yapıldı. Yönetimler destek oldu ve birçok yeni bölge ağaçlandırıldı. Eee şimdi? O dikilen ağaçlar küresel ısınmanın dinamiklerini değiştirdi mi? Hayır. Peki devam ederlerse? Evet. Değiştirebilir!

Bu atılan güzel bir adımdı. Mesela 15 Temmuz, hükümetimizce bayram ilan edildi. Sebepleri ve sonuçlarıyla ilgili konuşmak istemiyorum ama nedeni, bugünün unutulmamasıydı. Ülkemizdeki bu yangınlardan sonra şöyle bir şey yapılabilirdi. Ağaçlandırma bayramı ya da geleceğe sorumluluk bayramı gibi tüm Türkiye’yi kapsayan bir bayram yapılabilirdi. O gün insanlara devlet tarafından ücretsiz fidanlar dağıtılabilir, araziler ağaçlandırılabilirdi. Bunu yapmak için çok geç değil. Bu hem ülkemizin ve Dünyamızın geleceği için büyük bir adım, hemde ülkemizde birlik ve beraberliği arttıracak eşsiz bir sosyal dayanışma projesi olurdu.

Arkadaşlar bakın ülkemiz cennet değil, ormanlar açısından da cennet değil. Böyle düşünmeyi bırakın. Dünya barındırdığı tüm güzelliklerle cennettir. Tehlikenin farkına varmadan onu önleyemeyiz. Hiçbir ormanımızı, Karadeniz coğrafyası da buna dahil, Amazon ormanlarıyla, Kanada’nın Hindistan’ın Rusya’nın Alaska’nın ormanlarıyla karşılaştıramayız bile. Beni yanlış anlamayın, bunları kötülemek için söylemiyorum. İklimimiz buna izin vermiyor. Elbette çoğu Akdeniz ülkesine kıyasla bu konuda çok daha avantajlı olduğumuz bir gerçek ama bunu korumalıyız.

Greenpeace yangınlar sırasında şöyle bir açıklama yapmıştı;

Dünyanın en soğuk yerlerinden Sibirya da en ıslak yerlerinden Amazon ormanları da hala yanıyor. Dünyanın dört bir yanı yanıyor. Hızlı bir şekilde harekete geçmek zorundayız.

Greenpeace

Evet. Bir an önce harekete geçmeliyiz!

Peki ne yapabiliriz?

Hepimiz biliyoruz, ağaçlar yaşamın temel taşı olan oksijeni üretirler. Dünyadaki oksijenin yarısından fazlasını onlara borçluyuz. Eğer onlar olmasaydı Dünyada yaşamdan bahsedemezdik. Belki de oksijen değil de karbondioksit soluyan canlılar olarak evrimleşirdik, kim bilir… Bu durumda tüm genetiğimiz de farklı olurdu kuşkusuz. Ağaçlar bize ve tüm canlılara oksijen sağlarken, biz daha çok karbondioksit üretiyoruz. Arabalarımızdan, fabrikalarımızdan çıkan gazlar havayı daha da kirletiyor. Daha az araba kullanabiliriz. Toplu taşımayı geliştirip, kolaylaştırırsak, insanların özel araçlarına olan ilgiyi azaltabiliriz. Şehirleri bisiklet dostu yapabiliriz. Trafiği buna göre düzenleyebiliriz.

Otomobillerinden vazgeçemeyen insanları elektrikli araçlara yönlendirebiliriz. Yerli otomobilin tanıtıldığı bu günlerde, uygun fiyatlı alternatifler üretecek rakip firmalar kurabiliriz. Sonra da kademeli olarak fosil yakıt kullanan araçları trafikte tek bir tane bile kalmayana kadar kaldırabiliriz.

Arabalarda olduğu gibi, fosil yakıt kullanan ısıtma sistemlerinden de kademeli olarak vazgeçebiliriz. Daha çok elektrik üretip, ucuzlatıp, gerekirse elektrikten kar elde etmeyerek maliyetine halka dağıtımı sağlayabiliriz. Doğal gaz ya da soba kullanımı yerine mesela klima ile ısınmaya yöneltebiliriz insanları. Tabi ki en temizi güneş panelleri kullanarak ısınmak. Fakat bu konuda daha önümüzde çok yol var gibi geliyor bana. Maliyetinden ziyade insanların bu konuya bakışından ötürü. Bizden daha az güneş alan ülkelerin bu konuda bizden daha ileri olmalarını da anlamlandıramıyorum açıkçası.

Değişimin kendisi olun!

Bugün çocuklarınıza, gençlerinize daha iyi örnek olmak için kendinizi değiştirin. Bir çocuk değişirse Dünya değişir bunu unutmayın. Dünyanın kurtarılması gereken bir film oynuyor hayatımızda. Ve onu kurtaracak olan kahramanlar çocuklarımız… Eğer şimdi onlara gerekli bilinci aşılayamazsak belki de yapabileceklerimizin sonuna geldiğimiz günleri onlar görecekler. Şimdilik Dünya bildiğimiz tek evimiz. Onu hep beraber koruyalım!

Kaynaklar

  1. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-49610798
  2. https://tr.wikipedia.org/wiki/Amazon_ormanlar%C4%B1
  3. https://www.egeorman.org.tr/ormanlarin-faydalari.aspx

Yayınlayan Burak Ender

Merhaba ben Burak Ender. Yazar olma hayalleriyle büyümüş bir Politoloğum. Düşüncelerimi ve fikirlerimi aktarmak, herkesle paylaşmak için bu siteyi kurdum. Deneme, farkındalık, hayat ve eleştiri konulu yazılarımı her Pazar saat 10:00'da sizlerle burada paylaşıyor olacağım. İsterseniz okuyabilir, isterseniz yazı başlığında yer alan videoyu izleyebilir ya da Spotify ve SoundCloud üzerinden podcast olarak dinleyebilirsiniz.İçerikler hakkında düşünce, öneri ve eleştirilerinizi yorumlar kısmında bekliyor olacağım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir