Herkes üniversite okumak zorunda değil! mi?

Hafta içi koltuğumda oturmuş haberleri ve gündemi takip ederken, İndependent Türkiye’de yayınlanan bir haber dikkatimi çekti. Haberin başlığı şöyleydi: “Meslek liseleri güçlendirilip, üniversitedeki yığılma azaltılmalı”. Okumaya başladım. Milli eğitim bakanının kendisi söylüyordu. Genel olarak sınav ve eğitim sisteminde yapılması istenilen değişimlerden bahsediyordu sayın bakan.

Yazıyı önce baştan sonra birkaç defa okudum. Bir paragrafta, çocukların ilkokul birinci sınıftan itibaren ilgi alanlarının ve başarılı yanlarının belirlendiği bir sistem kurulacağını söylüyordu. Doğru uygulanabildiği ve çıkar gözetmeksizin yapıldığı taktirde çok başarılı olacağını düşündüğüm bir sistem bu. Ancak doğru uygulandığı müddetçe!

Çıkar gözetmekten kastım; ihtiyaç doğrultusunda çocuklara yönlendirme yapılmaması. Mesela ülkenin inşaat mühendisi açığı olduğunu varsayalım. Çocuklar sırf fen bilimlerinde yetenekli olduğu için bu mesleğe zorlanmamalı. Bu şekilde Dünya bilim tarihini değiştirebilecek çok yetenekli bir gencimizin önünü kesmiş oluruz belki kim bilir… Ya da doğuştan edebiyat yeteneğine sahip, kitaba ve sanata düşkün bir genci, iş imkanları kısıtlı diyerek, öğretmenliğe ya da başka bir mesleğe yöneltildiği taktirde, edebiyatımıza adını altın harflerle yazabilecek değerli bir sanatçıyı kaybetme ihtimalimiz olmaz mı? Bu ağır bir sorumluluk ve çok dikkatli yapılmalı.

Amacım hiçbir mesleği bir diğerinden ayırmak ya da kötülemek değil. Örneklerde bahsettiğim inşaat mühendisleri bilgi birikimleri ve tecrübeleriyle, hayatımızın büyük bölümünü geçirdiğimiz binalarda hayatımızın güvenliğini sağlıyorlar. Öğretmenler ise toplumumuzun, geleceğimizin mimarları. Onlara geleceğimizi emanet ediyoruz.

Yönlendirmeye karşı aslında sert bir tutum içerisindeyim. Benim lise yıllarımda bu işi yapan rehberlik danışmanları, rehberlik öğretmenleri vardı. Hala devam ediyorlar mı bilmiyorum. Bu insanlardan, birçok tanıdığımın hayatını olumlu yönde değiştirenler olduğu gibi, olumsuz yönde değiştirenlerde oldu. Bana yapılan telkinler ve öneriler sonucu aslında hiç planlamadığım bir meslek hayatına sahibim. İşimi severek yapıyor ve zevk alıyorum bu bir gerçek. Fakat başka türlü olsaydı, hayalimdeki mesleği yapıyor olur muydum? Ya da hayatımdaki mesleği aslında yapabilecek ilgi ve beceriye sahip değil miydim? Benim göremediğim onların görebildiği bir şeyler mi vardı? Belki de öyledir…

Sayın bakanımız verdiği demeçte şöyle söylüyor:

Üniversite öğrenci sayısı çoksa o ülkede sorun vardır. Herkes üniversite okumak zorunda değil. Meslek liselerine karşı oluşan olumsuz yargıyı da yönetebiliriz

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk (2020)

Nitekim bu demeç, beni bu yazıyı yazmaya itiyor. Ben bakanın bu sözlerle ne kastettiğini anlıyorum ve bundan sonra söyleyeceklerimin pozitif eleştiri olduğunu da belirtmek istiyorum.

Üniversite Öğrenci Sayısı Çoksa O Ülkede Sorun Var mıdır?

Bu maalesef katılamayacağım bir görüş. Benim düşünceme göre bir ülkedeki üniversite öğrencileri, o ülkenin geleceğini belirler. Üniversiteler; gençliğin şekillendiricisi, geleceğe yol göstericisidir. Sadece eğitim, öğretim, araştırma ve meslek edinme kurumu değildir. Aynı zamanda bilim, kültür ve ideoloji üreten ve bu üretimleri topluma aktararak toplumu bilinçlendirme görevine sahip kurumlardır. Bu nedenle üniversiteler kuruldukları yerlerde toplumu geliştirici güce sahiptirler.

Eğer amaç iş gücünü arttırmak ise hiç şüphesiz üniversite öğrencileri bunu sağlayamaz. Sayın bakanın anlatmak istediği sanırım (umarım) şuydu; herkes sadece üniversite okumuş olmak için üniversiteye gitmemeli… Bu daha çok katılabileceğim bir açıklama olurdu. Elbette herkes bilim yapacak diye bir kaide yok.

Yirmi yaşında beş adet araba olsun ve beş adet sıfır model araba. Bunların arasında fiyat farkı olmasın. Olursa da çok düşük bir fark olsun ki, herkes alabilsin. İnsanlara hangisi istendiği sorulduğunda, herkes elbette sıfır model arabalara yönelecektir. Daha iyi bir görünüş, hedefe daha hızlı ulaşma, daha az problem… Şimdi üniversitelerden bahsederken nereden çıktı bu arabalar diyeceksiniz. Bakın aslında çok da farklı değil.

O yeni sıfır arabalara binen insanlar, daha çok vergi ödemek zorundalar. Arabalarının bakımları daha yüksek fiyat tutacak. Bunun dışında yüksek motor ve yakıt tüketimi de artacak ve bunu karşılayabilenler kullanacak, karşılayamayan insanlar daha eski model arabalara dönmek zorunda kalacaklar. Ya da krediler ve kredi kartları ile daha çok borca girip kendilerini gelecekte daha büyük sıkıntılara sokacaklar.

Üniversite sistemimizde böyle işliyor. İnsanlar üniversite eğitimi almak için aslında hiç yetenekleri olmadıkları bölümleri tercih ediyor. Bunun farkına vardıklarında ise üniversite eğitimi almış olmak için ayrılmıyorlar. Hayatlarının en verimli yıllarını burada geçiriyorlar. Bazılarının aileleri bu süreçte onlara destek oluyor bazılarıysa olmuyor. Tıpkı yukarıdaki örnekte kredilerden bahsettiğim gibi, burada da gelecek kredilerini kullanıyorlar. Hem maddi yönden, hem de zaman açısından ileride kendilerine sıkıntı yaratıyorlar. En sonunda büyük gün gelip diplomayı aldıklarında, aslında en başa dönmüş oluyorlar. Hatta daha kötü, en başa yaşlarını almış ve borç içinde dönüyorlar… Üniversite öğrencilerin sayısının azaltılması yerine, bunun engellenmeye çalışılması daha doğru olmaz mı?

Sonuç olarak

Bir devletin eğitimini idare etmek elbette kolay değildir. Ortada bir çok değişken söz konusudur ve yapılan, yapılacak olan eylem milyonlar geleceğine etki etmektedir. Ben her ne şartta olursa olsun üniversite eğitimin daha da gelişmesi, zorlayıcı olması ve bu eğitimin alınması taraftarıyım.

Üniversite eğitimi ne kadar zorlayıcı olursa ve alttan ders alma, kredi sistemi gibi sistemler olmazsa, kaldırılırsa, doğal eleme yöntemiyle burada tutunamayan öğrenciler başka yollar aramaya yönelecektir. Geride kalanlar ise üniversite eğitimlerini tamamladığında çok daha fazla iş imkanına sahip olacak ve aldıkları kaliteli eğitimden dolayı hem günümüze, hem geleceğimize ışık tutacaklardır.

Yorumlarınız Benim İçin Önemli

Özellikle bu konuda yorumlarınız benim için çok önemli. Sizin düşüncelerinizi dinlemeyi ve yanlış ya da eksik düşündüğüm noktaları fark etmeği çok isterim. Belki de başka bir perspektiften bakmalıyım… Yapıcı bir tenkit, akıllı insanları güçlendirir,ahmakları öfkelendirir. O halde soruyorum:

Üniversite öğrenci sayısı çoksa o ülkede sorun var mıdır? Herkes üniversite okumalı mı ya da bu eğitimi almalı mı?

ABONE OLMAK İSTER MİSİN?

Gündem hakkında köşe yazıları ve her Pazar sabahı yeni içerik yayınlıyorum. Bunların e-posta adresine gelmesini istersen benimle posta adresini paylaşabilirsin.

Öncelikle, Türk eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması ve hatta köklü bir değişime ihtiyacı olduğu açık. Peki, tam bir ucubeye dönen eğitim sistemimizi bir anda değiştirmek ne kadar mümkün?

Herkes üniversite okumak zorunda mı, değil mi? Bana kalırsa bu soruyu soracak aşamada bile değiliz. En gelişmiş ülkelerde üniversite okuyanların oranı sanıldığı kadar yüksek değil. Bu ülkelerde bireylerin beceri ve istekleri dahilinde eğitim almalarına olanak sunuluyor. Mesela itfaiyeci olmak isteyene, bu alanda en iyi mesleki eğitim veriliyor. Sonrasında ise iyi ücretlerle birlikte sevdiği işi yapabiliyor. Ancak, aynı sistemi bizim bir anda uygulamamız mümkün değil.

Üniversite elbette önemli ama işsizlikten kırılan bir mezun kitlesi olduğu gerçeğini de düşünürsek, bu konuyu enine boyuna tartışıp çözüm üretebilecek nitelikli kişiler şart. Esasen oldukça komplike bir konu bu (özellikle ülkemiz şartları göz önünde bulundurulunca…)

Düşüncelerinize katılıyorum. Yorumunuz için de teşekkürler. Aslında bu yazıyı yazarken, alternatif olarak seçenekler sunmak istedim. Şöyle olursa bu daha iyi olur. Bunu yaparsak böyle olur gibisinden. Ama konuya nereden başlasam o aşamaya gelene kadar düzeltilmesi iyileştirilmesi gereken bir çok aşama gördüm. Dediğiniz gibi bu sistem köklü bir değişime ihtiyacı var.

İlk önce eğitimin kalitesini yükseltmek gerek.Çoğu ezber ve elle tutulur uygulamalar yok.Gençler üniversiteden mezun bile olsa yönsüz ve vizyonsuz olarak ortada kalıyor maalesef 🙁

Yetersiz, bilgisiz doktor bir hasta için ne derece tehlikeliyse, üniversite mezunu yetersiz her birey gelecek için o denli tehlikeli. Eğitim kalitesini oldukça yükseltmek gerek

Üniversite öğrencisi çoksa o ülkede sorun kesinlikle yoktur. Eğer bir ülkede bir çok üniversite var,bunlar mantar gibi çoğalıyor ve neredeyse %95i uluslararasında bir sıralamaya giremiyorsa burada bir sorun vardır. Günümüz de bir çok üniversitede mesleki olarak bölümleri mevcut olup asıl amacımızın o üniversitenin hali hazırda verilen eğitime ne koyabildiğidir. Sistemi düzgün bir hale sokmak için ilk önce alanında başarılı insanların yönetime gelmesi gerekmektedir. Bu da kendimce yorumum. Yazın içinde ayrıca teşekkür ediyorum. Güzel ve anlaşılır bir dilin var.

Bir cevap yazın