Hayatını Değiştirmek İstiyorsan, Alışkanlıklarını Değiştir!

Geriye dönüp son on yıla baktığımızda teknolojinin her alanda büyük ilerlemeler kaydettiğini görüyoruz. Tıp, mühendislik, genetik bilimi, roket bilimi… Ardı arkası kesilmeyen keşifler… Tabi sosyallik kavramı da bu süreçte çok büyük değişime uğradı. Tabiri yerindeyse evrildi. Eskiden sosyalleşmek için ailemizden birileriyle, arkadaşlarımızla sohbet etmemiz kafiydi. Yeni biriyle tanışmak, tatile gitmek ya da özel bir günü kutlamak bizde çok özel anılar bırakırdı.

Evrilen ilişkilerimiz bir kavramı karıştırmamıza sebep oluyor. Asosyalliği sosyallik sanıyoruz. Dışarıya çıkıp görmüyoruz, fotoğraflara bakıyoruz. Bir güzelliği gördüğümüzde, onu beynimize kazıyıp özümsemiyoruz. Bu güzelliği fotoğraflıyor ve kendi güzellik anlayışımıza göre evirip çevirip filtreliyoruz. Ruhumuzu değil, asosyalliğimizi besliyoruz… O fotoğrafın bizde bıraktığı anılarla değil, biriken beğenilerine odaklanıyoruz.

Yeni bir gün doğuyor. Işık karanlıkla savaşına başlıyor. Bizim içinse yeni bir gün. Çoğu insan sabahın güzelliğinin farkına varmaz. Homurdanarak kalkarlar yataklarından. Dün gece yatağınıza uzandığınızda, kim ne yapmış nerede ne olmuş derken belki de uyku saatinizi geçirdiniz. Şişkin gözlerle ilk yaptığınız yine telefonunuza uzanıp sosyal medyaya göz atmaksa, hiç şüphesiz kötü gidecek bir güne başlangıç yapıyorsunuz. Sen ne yapıyorsun peki? Sosyal medyada yoksun sanki! Diyor olabilirsiniz. Bende varım ve etkin bir şekilde sosyal medyayı kullanmaya çalışıyorum. Fakat onun istediği gibi değil, kendi istediğim gibi! Yarın yeni bir gün. Hadi onu diğerlerinden farklı yapalım!

Günü karşılayın!

Bu gece yatmadan önce cep telefonunuzu kapatın, sessize alın, uçak moduna alın… Gözlerinizi kapatıp derin bir uyku çekin. Sabah normalde uyanmanız gereken vakitten bir saat erken uyanın. Telefonunuz hala kapalı. Güzel bir duştan sonra, kendinizi şımartıp şöyle güzelce bir kahvaltı hazırlayın. Bu sırada haberleri izleyebilir, gazete ya da dergilerinizi okuyabilirsiniz. Sonra istediğiniz gibi bir kahve hazırlayın ve telefonunuzdaki bildirimlerinizi işte o zaman okuyun.

Erkenden uyanıp uyku sersemliğini attık, kahvaltıyla kendimizi şımarttık. Artık zihnimiz tamamen net ve sağlıklı. Gün boyu vereceğiniz kararlar ve yapacağınız işin kalitesi çok daha iyi olacaktır.

Şimdi işe gitme vakti ama durun! Yapmamız gereken bir iş daha var. Telefonumuzu sessize alıyoruz. Sadece gelen aramaların ya da işinizde kullanmanız gereken uygulamalar var ise bunların bildirimini açın. Bu bildirimler oldukça kolay dikkatinizi dağıtabilir. Unutmayın onlar istediği zaman değil, siz istediğiniz zaman o bildirimlere bakacaksınız.

Her ne yapıyorsanız, odaklanın!

Hiç şüphe götürmeyen bir gerçek var. İnsan çabaladığı ve çalıştığı sürece mutlaka karşılığını alır. Eğitim hayatınızda siz çabalamadığınız sürece size olumlu etki edebilecek hiçbir şey yoktur. Aynı durum işiniz içinde geçerli. Siz yüzde yüzünüzü vermediğiniz sürece maaşınıza zam istemenizin ya da çalışma standartlarını eleştirmenizin bir anlamı yoktur. Ancak işinizi herkesten iyi yaptığınız sürece mutlaka karşılığını alacaksınız. Eğer alamazsanız da muhakkak ki başka bir yerde daha iyi bir iş bulabilirsiniz. Belki de bu almanız gereken karşılıktır.

Tüm gün yapmanız gereken işe odaklanın. Dikkatinizi dağıtacak her şeyden kurtulun. Dinlenmeyin, mola vermeyin demiyorum. Gerektiğinden fazla aralar vererek kendinizi yaptığınız işten soğutmayın. Müzikle motivasyon bulabilirsin ama odaklanma sorunu yaşamanızda muhtemel. Bu nedenle hem motivasyonunuzu yükseltecek hem de odaklanmanızı sağlayacak olan bazı servisler var. Bunları pekala internetten bulabilirsiniz. Arka planda hoşunuza gidecek, istediğiniz sesi açabilir ya da seslerin karışımını hazırlayabilirsiniz. Yağmur sesi eşliğinde şömine ateşi gibi. Kendinizi dört duvar arasında beyaz ışıklar altında değil de yağmurlu bir günde bir dağ evinde çalışıyor gibi hissedebilirsiniz. Bu şekilde tüm güne yayacağınız o işler göreceksiniz günün yarısında bitmiş olacak. Yine de bu artakalan zamanınızda tembellik yapacağınız anlamına gelmiyor.

İşten arttırdığınız o vakit, dinlenme vakti değil. Tam tersine sizi geliştirecek, bir adım öteye taşıyacak olan zamandır. İşinizle ilgili araştırmalar yapın, okuyun. Sonraki gün yapacaklarınızı planlayın. Bu şekilde işi yetiştirme stresi yerine, kendinizi geliştirme stresine gireceksiniz. Bu stres sizi gelişmeye zorlayacak ve iş hayatında da mutluluk ve başarı getirecektir.

Kendinize odaklanın

Bazı insanlar vardır. Kendileri ilerleyemedikleri için yanlarındakilerin ilerlemesini de istemezler. Onlar sizin kulağınıza fısıldarlar. Sosyal medyada vakit geçirmenizi yargılamaz, kitap okumanıza zaman kaybı derler. Şiir yazarsanız dalga geçerler, garip tweetlerle zaman öldürürler. Onlar çok yakınlarınız olabilir ve uzak durmak gibi bir seçeneğiniz olmayabilir. Bu durumda onlara kulak asmayıp sizin için doğru olana devam edin. Onların size yaptığını, siz onlara yapmayın. Başkalarının hayatına karışmayı bıraktığınız gün, ancak o gün kendi hayatınıza odaklanabilirsiniz.

Müzik ruhunsa, spor da bedenin gıdasıdır.

Spordan mahrum olan beden zamanla güçsüzleşir. En ufak zorlukta yıkılmanıza sebep olur. Planladığımız gün ve hayatın her alanında başarıya ulaşmak için odaklanmaktan fazlasını yapmak gerekir. Hedefe giden yol tek bir doğrudan ziyade, o hedefe giden birden fazla doğrunun birleşmesidir. Haşmetiyle çağlayan ve güçlü debisiyle durdurulması güç olan o koca nehirleri düşünün. Bu uzun yolda böylesine güçlü olabilmek için çok farklı kollardan beslenmesi gerekir. Buna ulaşmak için, sabah kahvenizi içtikten sonra dışarı çıkıp koşu yapabilirsiniz. Ya da daha iyisi! İşe bisikletle gidebilirsiniz. Bu sayede küresel ısınmaya karşıda Dünyaya pozitif bir katkıda bulunmuş olursunuz. Sonuç olarak enerjiniz daha da artacak ve her ne yapmanız gerekirse ona daha iyi odaklanabileceksiniz.

Egolarınızdan kurtulun! 

Bilgeliğe giden yol egolarıyla kör olmayanlar için kolaydır! Hayattaki tüm hedeflerinizde en büyük rakibiniz aslında yine siz olacaksınız. Bu spor yaparken de böyledir, kitap okurken de. Beyniniz düzenli olarak aslında buna ihtiyacınız olmadığı mesajını verecek. Bizi çevreleyen dünyamız öylesine cezbedici seçenekler sunuyor ki buna karşı koymak için önce kendinize karşı koymalısınız! 

Seyahat Edin!

Pencerenin dışında keşfedilmeyi bekleyen koskoca bir dünya var. Üzerinde koşulması gereken vadiler, yüzülmesi gereken plajlar, görülmesi gereken binalar ve tanınması gereken kültürler var! Daha fazla gezin, öğrenin. Bu kendinizi geliştirme yolunda ufkunuzu açacak en önemli yardımcılardan bir tanesidir.

Sonuç olarak…

Hayatınıza yön verebilecek tek kişi sizsiniz. Sürekli bir şeyler yapın. İleriye adım atın. Okuyun, gezin! Daha çok gülün, dans edin! Üzülün, mutlu olun hatta ağlayın! Duygularınızı hiçe saymayın, onların farkına varın. Bu sayede o duygulardan ortaya çıkacak gücü kullanın. Monotonluktan, yani hiçlikten uzak durun! Asla ertelemeyin! Pes etmeyin!

Son olarak, William Shakespeare’den bir alıntıyla veda etmek istiyorum;

Düşüncen neyse hayatında odur. Hayatının gidişini değiştirmek istiyorsan, düşüncelerini değiştir.

William Shakespeare

Hoşça kalın…

Egodan tamamen kurtulmak pek mümkün değil çünkü bizim hayatta kalmamızı da sağlayan bir mekanizma o.Sadece dengede tutabilirsek sanırım hayat daha güzel olur 🙂 Sevgi ve saygılarımla 🙂

Çok doğru söylediniz. Size katılıyorum. Bunu bir dengede tutmak ve ne zaman egomuzun hayatımıza müdahale etmeye başladığının farkına varmamız önemli. Düşüncenizi aktardığınız için teşekkür ederim.

Bir cevap yazın